28 Kasım 2013 Perşembe

Avrupa'nın En İyi 10 Takımı (21 Kasım - 28 Kasım)

10- Roma
Roma'nın lige yaptığı tarihi başlangıç harikaydı; fakat üç maçlık beraberlik serisi Roma'yı son sıraya düşürüyor. Sadece ligde mücadele eden Roma, bu sonuçlarla devam ederse Manchester City gibi pusuda bekleyen takımların onu listeden düşüreceğine şüphe yok.

9- Liverpool
Bu haftaki iki derbiden birisi de Merseyside derbisiydi. Everton deplasmanına çıkan Liverpool, 3 atarken 3 de yedi ve Goodison Park'tan kazanan çıkmadı. Zorlu mücadeleden bir puan koparan Liverpool, sırasını koruyor.
 
 (Sonuç: Lukaku 2, Suarez 1 gol)

8- Juventus

İki kulvarda da rakiplerinin arkasındaydı Juve. Bu nedenle listeye girmeyi başaramamıştı. Fakat Şampiyonlar Ligi B grubunda ikinciliğe yükselmesi ve Napoli'yle Roma gibi güçlü takımları arkasında bırakıp ligde ilk sıraya yerleşmesi Juventus'a listeye sekizinci sıradan girmek gibi şahane bir başarı sağlıyor.

7- Borussia Dortmund
Dortmund, iki sıra birden düşmeyi hak etmiyordu; fakat yükselmeyi hakedenler varken, Bayern Münih'e kendi evinde 3-0 yenilip liderle aradaki puan farkının açılmasını engelleyemeyen Dortmund düşmek için en uygun takımdı.

6- Real Madrid

Ligdeki başlangıçları beklenenin altındaydı, El Clasico'da da yenildiler. Ancak büyük takımlar, böyle durumları atlatıp sahaya daha güçlü dönerek büyük oluyorlar. Real de bunu başardı. Almeria deplasmanındaki 5-0'lık galibiyetin üzerine Ramos'un kırmızı kart görmesine rağmen Galatasaray'ı da 4-1 yenen eflatun-beyazlılar bir sıra yükseldi.

5- PSG


Ibra'nın müthiş formuyla PSG, Avrupa'da da ligde de yoluna tam gaz devam ediyor. PSG, Reims'ı 3-0'la, Olympiakos'u 2-1'le yenerken Zlatan her iki maçta da gol atmayı başardı.

4- Arsenal

Giroud'nun iki golüyle Southampton'ı, Wilshere'in iki golüyle de Marsilya'yı yendi Arsenal, Mesut da asistlerine devam etti. Arsenal, Premier Lig'de de Şampiyonlar Ligi ölüm grubunda da lider.

3- Atletico Madrid

Atletico Madrid, Vicente Calderon'da Getafe'ye yedi gol atıp hiç yemeyerek bizleri şaşırttı. Bazı önemli oyuncuların oynamadığı Zenit deplasmanında yenilmeyerek şaşkınlığımızı daha da artırdılar. Diego Simeone ve öğrencileri iki kulvarda da çok başarılı.

2- Barcelona

Messi'siz lig sınavından başarıyla geçmeyi başardılar; ama Ajax deplasmanında sınıfta kaldılar. Kötü oynadıkları Ajax maçında 2-1 yenilen Barcelona, ikinci hafta yükseldiği birinciliği bu hafta Bayern'e bırakıyor.

1- Bayern Münih
Sezona çarpıcı bir başlangıç yaptıklarını söyleyemem, hatta teknik direktör değişikliğinin takımı etkileyeceğini düşünmüştüm. Etkiledi de(!) Alman Süper Kupası'nı kaybettiler. Peki ya sonrası? Bir yenilgi bile almadılar. Bu yenilmezlik serisini CSKA ve Dortmund bile durduramadı. Bayern, bu hafta Avrupa'nın en zorlu deplasmanlarından başarıyla döndü Münih'e, ligdeki en büyük rakibiyle puan farkını yediye çıkarmanın da keyfini yaşayarak.

20 Kasım 2013 Çarşamba

CR7 ve Ibra: Messi sakatken, dünyanın en iyileri

Dünyanın en iyi üçüncü oyuncusu kimdir? İlk iki sıra hep Ronaldo ve Messi'ye ayrılmışken üçüncüsü bir tartışma konusuydu. Iniesta mı, Falcao mu, Ribery mi? Bütün bu tartışmalara rağmen benim favorim tartışmasız Zlatan Ibrahimovic'ti. Özellikle geçen yıl "dünyanın en iyi üçüncü futbolcusu Ribery'dir" düşüncesi yaygınlaşsa da ben Zlatan'a hep inandım. Avrupa'nın neredeyse bütün büyük lig ve kulüplerinde oynamış, attığı akıl almaz gollere beğenimi kazanan bu adam, 30 küsür yaşındaydı ve Ligue 1'de 30 golle gol kralı olmuştu, inancımı azaltacak hiçbir şey yoktu. Fransa Ligi'nde 30 golle gol krallığına en son 20 yıl önce ulaşılmıştı!

Ibra'ya olan inancımı bu sezon başında da kaybetmemiştim ve haklı olduğumu gördüm. Şu an ligde 12 maçta 8 golü var, Şampiyonlar Ligi'ndeyse 4 maçta 7. Ve bu gollerin bazıları Ibra stilinde harika goller.

Sezona harika bir başlangıç yapan diğer bir isimse benim için dünyanın en iyisi olan Cristiano Ronaldo. Ligde 13 maçta 16 golü, Şampiyonlar Ligi'nde 4 maçta 8 golü var.

Şu an hayranı olduğum bu iki oyuncunun önünde büyük bir fırsat var. Messi'nin sakatlığında gelecek yılki ödülleri toplamak için çalışmalılar. İkisi de sezona çok iyi başlangıçlar yaptılar, gösterdikleri performans inanılmaz. Ronaldo tekrar dünyanın en iyisi ödüllerini toplamak için bu fırsatı iyi değerlendirmeli, Zlatan da dünyanın en iyi üçüncüsü tartışmalarına son vermek için.

Ve evet, bu yazıyı bana yazdıran İsveç-Portekiz play-off'u oldu. Zlatan'sız bir Dünya Kupası izlemek kötü olacak; daha da kötü olansa sıradaki Avrupa Kupası'nda Ibra 34 olacak, Dünya Kupası'ndaysa 36. Şu anki performansı 32'sindeymiş gibi görünmüyor olabilir; ama ilerde neler olacağı bilinmez. Ibra, özellikle bir forvet için oldukça tehlikeli olan yaşlara doğru ilerliyor.

Dünya Kupası elemelerinde karşılaşan Ibra'yla CR7, umarım Şampiyonlar Ligi'nde de karşılaşırlar. İsveç-Portekiz mücadelesini devlerin savaşına çeviren bu iki adam, sezona yaptıkları başlangıçlarla istatistik olarak birbirlerinin rakibi olacağının mesajını verdiler. Eğer istediğim Real Madrid-PSG eşleşmesi de olsa, Messi de biraz aradan çekilse 2013-14 sezonunun bir Ibra vs. CR7 yılı olarak tarihe geçmesi bence harika olur.

Avrupa'nın En İyi Takımları: Milli Takımlar Özel

Bütün ligler milli araya girdi, fakat bu hafta listesiz geçsin istemedim. Hazır play-off maçları da oynanıp Dünya Kupası'na katılacak takımlar belli olmuşken, kıtayı Brezilya'da temsil edecek 13 takımı sıralayayım dedim.

13- Bosna Hersek

Ülke Dünya Kupası'na katılma şerefini ona tarihinde ilk kez yaşatan oyunculara sahip ve bu büyük başarı Bosna'yı daha yukarılara taşıtabilirdi, ama maalesef tecrübesizlik negatif bir etken.

12- Hırvatistan

Mandzukic'li Modric'li Hırvatlar, play-off'ta İzlanda engelini aşarak Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanıyor. Özellikle orta sahasıyla dikkat çeken Hırvatistan listede 12. sırada.

11- Yunanistan


Son yıllarda büyük turnuvalara katılma başarısı gösteren Yunanistan, yıldızı bu yıl parlayan forvetleri Konstantinos Mitroglou'yla daha da iyi bir konumda. Bitiriciliğinin yanında uzaktan şutlarıyla da dikkat çeken Mitroglu'nun adı Liverpool ve Dortmund'la anılmaya başladı bile.

10- Fransa
Play-off'lara kalmasının nedeni İspanya'nın olduğu gruba düşmesiydi. Play-off ilk maçında Ukrayna'ya yenilince çok fazla eleştirildi; fakat ikinci maçta Brezilya biletini kapmayı başardı. Oyuncuları ayrı ayrı bakıldığında çok kaliteli olan Fransa'nın yapması gereken takım olmayı başarmak.

9- İsviçre

2004'ten beri bütün büyük turnuvalara katılmayı başaran İsviçre, 2012'de teklese de istikrarını sürdürmeye devam ediyor. Grubunu sadece üç beraberlikte puan kaybederek tamamlayan İsviçre, kupaya doğrudan katılmayı başaran takımlardan.

8- Portekiz

Rusya'nın bir puan altında kalmaları nedeniyle play-off'a kaldılar ve çok zorlu bir rakiple karşılaştılar: Ibrahimovic'li İsveç. Ibra'yla CR7'nin mücadelesinde kazanan tarafsa CR7 oldu. Portekiz Ronaldo sayesinde, kötü oynadığı günlerde bile güvenebileceği bir adama sahip.

7- Rusya

Eleme gruplarında Portekiz'in üstünde bulunan Rusya, Avrupa'nın devleri kadar olmasa da kaliteli bir lige sahip ve kendi liginden seçtiği oyuncularla kurduğu milli takım listede yedinci sırayı alıyor.

6- İngiltere

Eski şaşalı İngiltere aşağıda göreceğiniz takımların gölgesinde kalıyor son zamanlarda; ama hala başarılılar. Tecrübeli ekibine genç üyeler de ekleyerek daha da güçlendiler.

5- Belçika


Belçika şu listede Almanya'yla birlikte en çok sevdiğim takım ve buraya isimlerini çok uzun olacağı için yazmadığım harika kadrosuyla Dünya Kupası'nın gizli favorisi oldular. 2014'te başarısız olsalar da sorun yok, genç ekip ilerde iyi işler başaracaktır.

4- İtalya

İtalya, Brezilya'ya Euro 2012 ikincisi ve Konfederasyon Kupası üçüncüsü unvanlarıyla gidiyor. Çoğunlukla İtalya Ligi takımlarından oluşturdukları ekiple İtalya, listede dördüncü sırada.

3- Hollanda

Elemelerde Almanya'yla birlikte en çok puan toplayan takım olmayı başardı Hollanda. Euro 2012 hezimetinin ardından yenilenen ve gençleştirilen takım şu anda özgüvenini ve uyumunu artırmış durumda, fakat elemelerde kolay bir grupta mücadele etmeleri kesin konuşmamızı engelliyor.

2- İspanya

2010 Dünya Kupası ve 2012 Avrupa Kupası şampiyonlukları bile İspanya'nın bu sırayı alması için yeterdi. Ama onlar durmadı, çizgilerini hiç bozmadan ilerlediler ve listede ikinciliği hak ettiklerini gösterdiler. Şahsen Almanya veya Brezilya engellerine takılacağını düşünsem -ve istesem- de İspanya kupanın en büyük favorilerinden.

1- Almanya

2012'de sürpriz bir şekilde İtalya'ya yenilip turnuvadan elenseler de oyun olarak düşüş göstermediler. İsveç'in, Avusturya'nın ve İrlanda'nın bulunduğu bir gruptan sadece bir beraberlikle ayrılmayı başardılar. Löw'ün genç ve dinamik takımı Brezilya yolculuğuna benden Avrupa'nın en iyisi unvanını alarak çıkıyor.

14 Kasım 2013 Perşembe

Avrupa'nın En İyi 10 Takımı (7 Kasım - 14 Kasım)

10- Napoli

Juventus'a 3-0 kaybetmesi Napoli'nin listede ise bir sıra geriye düşmesine neden oluyor. Son sıraya gerilemiş olsa da zorlu fikstüründe iyi sonuçlar alırsa yükselmesi işten bile değil.

9- Liverpool

Juventus, Man. City ve Chelsea listeyi oldukça zorlarken listeye girmeyi başaran takım, Suarez'in dönüşüyle oldukça güçlenen Liverpool oluyor. Monaco'nun aldığı beraberlikle listeden düşmesi ve Napoli'nin zirve yarışında darbe almasıyla gerilemesinin yanında Juve'nin kötü Şampiyonlar Ligi performansı ve City'yle Chelsea'nin kötü lig performansları Liverpool'un listeye dokuzuncu olarak girmesini sağlıyor.



8- Roma

Ligin en kötü takımı Sassuolo'yla kendi sahasında berabere kalması Roma'yı iki sıra düşürüyor. Sassuolo, güçlü takımlara karşı oldukça dirençli olabiliyor ama Roma sadece ligde mücadele ettiği için aldığı bir beraberlik bile listedeki sırasını çok etkiliyor, özellikle Real ve PSG performanslarını yükseltiyorsa.

7- Real Madrid

El Clasico'dan beri sekizinciliğe kapak atmış olan Madrid, Ronaldo'nun hat-trick yaptığı 5-1'lik Real Sociedad galibiyetiyle birlikte bir sıra yükselmeyi başarıyor.
 

6- PSG

Bir hat-trick de oldukça formda olan Ibrahimovic'ten geliyor. Nice'a karşı alınan 3-1'lik galibiyetle PSG, Lille'in 4, Monaco'nun 5 puan önünde lider konumda.
 

5- Borussia Dortmund

Arsenal mağlubiyetiyle iki sıra gerileyen Dortmund, Arsenal'ın ManU deplasmanına gidişini değerlendirip yükselmeyi başaramıyor. Wolfsburg'a yenilen Dortmund, bu hafta da beşinci sırada.

4- Arsenal

Arsenal, Dortmund ve Liverpool'u yendikten sonra Old Trafford'da ManU'yu da yenseydi liste liderliği için mücadele iyice kızışacaktı. Fakat ManU'ya 1-0 mağlup olan Topçular geçen haftaki sırasını koruyor.

3- Atletico Madrid

Zorlu Villareal deplasmanındaki beraberlik çok kötü bir sonuç değil. Fakat üst sıralarda mücadele çok fazla ve Atletico bu hafta Bayern'le Barça'ya karşı koyamayarak üçüncülüğe geriliyor.

2- Bayern Münih

Bavyera ekibi yükselişini bu hafta da sürdürüyor. Dortmund'la arasındaki farkı dört puana çıkaran Bayern, bu haftaysa Bundesliga'nın en uzun yenilmezlik serisi rekorunu 37 maçla Hamburg'dan alarak ikinciliğe yükseliyor.

1- Barcelona

Barcelona liderliği kimseye bırakmaya niyetli değil. Real Betis'i deplasmanda 4-1 yenen Barça, galibiyetlerine bir yenisini ekliyor.

7 Kasım 2013 Perşembe

Avrupa'nın En İyi 10 Takımı (31 Ekim - 7 Kasım)

Liste üçüncü haftasında en düzenli haline gelmeyi başardı. Artık perşembeden perşembeye yayınlanacak, haftaya damga vuran oyuncuların fotoğrafları aralara serpiştirilecek.
Biz üçüncü haftamıza girerken ligler onuncu on birinci haftasına girdi ve listenin üst sırasındaki mücadele iyice arttı. İşte bu zorlu haftanın ardından Avrupa'nın en iyi 10 takımı:

10- Monaco

Kazansa benim için ligin favorisi olacağı Lille deplasmanında yenilerek ligde üçüncülüğe geriliyor Monaco. Premier Lig takımları dengesiz performanslarından uzaklaşsalardı iki haftadır dokuzuncu olan Monaco listeye bile giremezdi; ama bu hafta onunculukta kalmayı başarıyor.

9- Napoli

Son listeden bu yana oynadığı iki lig maçını da kazandı Napoli. Roma'ya yetişemediler, ancak Roma'nın olmadığı bir kulvarda da yarışıyorlar. Marsilya'yı 3-2 yenen Napoli, formda Higuain'iyle birlikte Şampiyonlar Ligi'nin en zorlu grubunda böyle ilerlerse listede yükselmeye en büyük aday.




8- Real Madrid

El Clasico mağlubiyetinden sonra herkes Real'den bir patlama bekliyordu ki oynadıkları -ve kazandıkları- iki lig maçında da bol gol oldu. Fakat bu Real'in iyi bir hücum hattının yanında kötü bir defansa sahip olduğuna işaret. Eh, Juventus deplasmanında 2 atıp 2 de yiyerek bunu kanıtladılar. Juventus'u yenseydi yükselmesi garanti olan Real, Bale'ın formuna kavuşmasıyla daha iyi sonuçlar alacak gibi görünüyor.



Deadly duo: Goalscorers Bale and Ronaldo share a hug after Madrid's equaliser

7- PSG

Cavani'li Ibra'lı PSG, Monaco'nun aldığı mağlubiyetle ligde güzel bir avantaj yakaladı. Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda 5 attığı Anderlecht'le berabere de kalsa grubundaki birinciliğini sürdürüyor.

6- Roma
Serie A tarihinin en iyi başlangıcı yapan Roma'nın serisi maalesef sona erdi, fakat hala yenilgisizler. Torino'yla deplasmanda 1-1 berabere kalan Roma, Avrupa liglerinde de bulunsaydı listedeki yerini daha sağlama alabilirdi.

5- Borussia Dortmund

Ligde Bayern'in gerisinde de olsa 6-1'lik Stuttgart maçı gibi sağlam galibiyetler alıyor Dortmund ki bu tür galibiyetler geçen hafta Bayern'in önüne geçmesini sağlamıştı. Ancak Arsenal'a yenilmesi Dortmund'u iki sıra düşürüyor.

4- Arsenal

İlk hafta Dortmund için "Emirates'te Arsenal gibi formda bir takımı yenmeleri Dortmund'u dördüncü sırada görmemizi sağlıyor." yazmışım. Bu hafta da aynı şey Arsenal için geçerli. Dortmund'u deplasmanda yenen Arsenal, ligde de Liverpool'u yenerek 5 puan farkla liderliğe oturmayı başardı ve listede de bir sıra yükseldi.





3- Bayern Münih

Ligde Hoffenheim deplasmanından 2-1'le dönen Bayern, Şampiyonlar Ligi'ndeki Plzen deplasmanından da 1-0'la döndü. Dortmund'unkiler kadar güzel skorlar elde edemese de kazanmayı biliyor Bayern ve bir üst sıraya Barça'nın Şampiyonlar Ligi'nde üst üste dokuz maç kazanma rekoruna ortak olarak yükseliyor.

2- Atletico Madrid

Simeone'nin harika ekibi galibiyetlerine devam ediyor. Granada deplasmanında 2-1, Bilbao'ya karşı 2-0'lık galibiyetlerinin yanına 4-0'lık Austria Wien maçını ekleyen Atletico, birinciliğe yükselmek için fırsat kolluyor.

1- Barcelona

El Clasico'yla birlikte birinciliğe oturan Barça da önceki listeden bu yana oynadığı bütün maçlarını kazanan takımlardan olmayı başardı ki bu da listenin en iyisi olmasını sürdürmesi için yetti.

2 Kasım 2013 Cumartesi

Agents of SHIELD: İlk beş bölümün ardından

Marvel's Agents of SHIELD fikri duyurulduğunda oldukça hoşuma gitmişti. Sinemada yaratılan evreni destekleyecek ve içimizdeki Marvel isteğini dindirebilecek bir dizi olacaktı. Potansiyeli çok yüksekti, özellikle de Marvel'ın elinde Phil Coulson karakteri ve usta Joss Whedon varken.

Peki ilk beş bölümün ardından dizi beklentilerimizi karşıladı mı? Hayır. Dizi hala ortalama bir seviyede ilerliyor, her bölüm dizinin kalitesini yükseltiyor, hep bir sonraki bölümün kat be kat iyi olacağına yönelik umutlarımızı arttıran olaylar oluyor; ancak beklediğimiz patlama yapılmış değil. Ben Marvel ve Whedon'dan ne çıksa yerim kafasında olduğum için diziyi sevdim, izlemeye tabii ki devam edeceğim; ama dizinin hala orta seviyelerde ilerlemediğini de söyleyemem.

[YAZININ DEVAMI SPOILER İÇERİR]



İlk beş bölüm dizi için bir orjin hikayesi gibiydi. Tamamen klişe elemanlardan oluşmuş ekibin birlikte çalışmaya alışması, asıl düşman(lar)ın ortaya çıkışı ve Skye'ın hikayesinin öğrenilmesi ile bu orjin hikayesi sona ermeli artık ve Whedon'ın birkaç dokunuşuyla dizi bir iki bölüm içerisinde vites arttırmalı. Eh, beş bölüm içinde de bunu yapabilecek kadar olay yaşadık.

En önemlisi iki bölümde birden karşımıza çıkan Project Centipede. Şu an için bütün sezon boyunca uğraşacakları asıl düşmanları gibi görünüyor; ancak Centipede "süper güçleri olan bir adam üstünde deneyler yapar" hikayesinden vazgeçilip Centipede'la olan mücadele daha uzun soluklu hale getirilmeli.

Centipede'ın yanında Eye-Spy bölümünde Akela'yı kontrol edenler de merak konusu. Fakat ben Graviton'a neler olacağını daha çok merak ediyorum. Malum, üçüncü bölümde Graviton'un yaratılışına tanık olduk. Graviton, SHIELD ajanlarının boyunu aşan bir süper kötü ki bu durum Avengers üyelerini görebilir miyiz diye düşündürüyor. Iron Man ya da Hulk'un bir TV dizisinde ortaya çıkması oldukça zor; fakat Graviton'u gördükten sonra "Neden olmasın?" demedim değil. Graviton'u filmlerle ilişkilendireceklerini pek sanmıyorum ve bunu yapmazlarsa değerli ajanlarımızın Graviton'un karşısına tek başlarına çıkmaları zor.

Buradan "diziyi hareketlendirmek için Avengers üyeleri görünmeli mi" sorusuna geçelim. Şimdiye dek zaten Maria Hill ve Nick Fury'le karşılaştık, yani bir Tony Stark görürsek şaşırmam; ancak soruyla demek istediğim Avengers'ın daha arka planda kalan karakterleri dizide önemli roller oynamalı mı? ABC bu diziye oldukça para yatırıyor ve şu anki tempo reytingleri arttıracak gibi değil. Yani ticari açıdan düşündüğümüzde evet cevabı mantıklı görünüyor. Dizinin asıl planında olmasa da Black Widow, Hawkeye ve Captain America'nın ikinci filminden sonra bir Falcon görmek güzel olabilir, ancak abartmamalılar, yoksa daha fazla süper kahraman isteriz ki bunun dizi için hayırlı olmayacağı ortada.



Bu arada Coulson'a Tahiti'de ne gibi "büyülü şeyler" yapıldığı gizemini hep koruyacak gibi. Ayrıca Skye'ın da ailesini bulmak için SHIELD'a katıldığını öğrendik ki bu hikaye de oldukça ilginç ve iyi bir potansiyel barındırıyor.

Dizinin beklediğimiz kadar iyi olmadığından bahsettik, gelecekte neler olabileceğini tartıştık. Şimdi biraz iyi yorum zamanı.

Dizinin en iyi yanları şüphesiz ki yapılan espriler ve filmlere yapılan göndermeler. Göndermelerin yanına filmlerdeki karakterlerleri de görünce dizi bir Marvel hayranını kendine bağlıyor. Tabii bir de Clark Gregg'in canlandırdığı Coulson var ki ekipteki en iyi oyuncu ve şu an için ekibi ve diziyi taşıyan adam. Ekipte ondan sonraki favorimse May. Nedenini öğrenmek için May'in dövüş sahnelerini izlemeniz yeterli.

Marvel's Agents of SHIELD'ın potansiyeli çok yüksek ve kullanmamasına izin verileceğini sanmıyorum. Dizi istenilen çıkışı yapamasa da tempoyu arttırmak için yeterli materyale sahip. Dizinin yükselen grafiğini sürdüreceğine inancımı sürdüyor ve merakla gelecek bölümleri bekliyorum.